isilisil 4 Takipçi | 6 Takip
Kategorilerim
Diğer İçeriklerim (6)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (4)
02 02 2014

14süz Şubat

    14Şubat gelmesin, Şubat 13 çeksin, geri kalan 15 gün Marta eklensin, bana hayrı yok bari kediler bayram etsin. Herkes bu lafı söyleyip duruyor. Kim çıkardı bilmiyorum da eminim çıkaran üzülüyordur kendi adıyla anılmamasına. Ben istiyorum ki 13ten sonra direkt 15e bağlanalım, sorun tamamen ortadan kalksın. Oldum olası sevgililer gününden hoşlanamadım. Hem süpriz yapmayı bilmiyorum, hem hediye seçmeyi. Bir bakışta "seni hergün seviyorum da bugün kutlamak istedim" diyen bir hediye de hiç göremedim hayatımda. İster istemez tribe giriyor insan. Çikolatayı ve kırmızı gülü hiç sevmediğim halde ben bile beklentiye giriyorum gelecek mi güller çikolatalar diye. Bunları almayınca sevdiğin  seni yeterince sevmiyormuş gibi izlenim yaratıyor etraftaki her şeyin baskısı. Halbuki 14ü hariç ben eminim ki sevdiğim bana tapıyor, neden zorla şüpheye düşürüyorsunuz insanı. Bir de o bana çiçek, çikolata, peluş verdi yırttı diyelim, ben ne vereceğim diye haftalar öncesinden düşünmeye başlamak çok zorluyor insanı.  En temizi 14ünden komple uzak durmak diyeceğim de bilemiyorum ki sevdiğim de aynı fikirde mi benimle. Herkese kazasız belasız ve 14süz şubatlar diliyorum. Zira benim sevdiğimle yıldönümüm 15şubat, o yüzden 14süz şubatın hiç bir sakıncası yok benim dünyamda. Devamı

22 01 2014

Kolay Krep Tarifi

    Bu tarifle net 4 kişi için yeterli krep elde edebilirsiniz. Malzemeler: 1 su bardağı süt 1 su bardağı su 2 su bardağı un 2 yumurta 1 çay kaşığı tuz 1 çorba kaşığı sıvı yağ   Hazırlanışı: Derin bir kabın içine su, süt ve unu döküp çatal veya çırpıcı yardımıyla güzelce karışıtırıyoruz. Hemen arkasından yumurta, tuz ve yağı da ekleyip bir dakika daha karıştırıyoruz. Kek hamurundan daha sıvı bir kıvam elde etmiş oluyoruz. Teflon tavamızı ısıtıp bir kepçe yardımı ile boş yer kalmayacak şekilde tavaya döktükten sonra, krep tavada hareket edecek kadar pişince (yaklaşık 1dk sürüyor) çatal yardımıyla ters yüz edip her iki tarafını da pişiriyoruz. Yağı malzemelerle birlikte karıştırdığımız için tavaya tekrar yağ koymanız gerekmiyor, kreplerin hepsi eşit miktarda yağla pişmiş oluyor. Tuzu az koyduğumuz için krep üzerine reçel veya helva koyarak da yiyebiliyorsunuz. Sütünüz 1 bardaktan azsa üstünü suyla tamamlayabiliyorsunuz. Sofraya domates, peynir, reçel gibi kahvaltılıkları da çıkarıp 4 kişiyi afiyetle doyurabiliyorsunuz. Devamı

20 01 2014

Yapboz Çılgınlığı

Yapboz Çılgınlığı |  görsel 1

  Enerjimi en hızlı değiştiren uğraş puzzle yapmak. Öyle ki artık bin parçalık olanları 2 oturuşta bitirir oldum. Her oturuşumun 6saat civarı sürmesidir insanlara yapboz tavsiye etmemin sebebi. Dikkatiniz o küçük parçalara kaydığında, onların renklerine ve biçimlerine dikkatli baktığınızda; asabiyet, gerginlik, açlık, yorgunluk bir anda yerini keyif ve mutluluğa bırakıyor, neye kızdığınızı unutuyorsunuz, atıştırmak istediğiniz fıstıklar kenarda bayatlıyor. Yaklaşık bir sene önce ne yapsam da zaman daha hızlı geçse diye düşünmekten hiç sıkılmıyordum. Kitap okumak, film izlemek, abur cubur yemek, dizi seyretmek gibi başlangıçta hoşuma giden fakat sonraları çok sıkıldığım bir sürü uğraştan sonra puzzle girdi hayatıma. Önce az renkli olanlardan başladım; siyah beyaz bir resimde tek rengin mavi bir araba olduğu türden yapbozlardan. 3 ayda bitirdim ilk bin parçalı yapbozu, hatta kilitlendiğim noktalarda yardım bile aldım. 3 ay sonra bitip de çerçevelediğimde koridordaki duvara asıp hemen bir tane daha yapmalıyım dedim. O an bitirdiğim şey sadece benim değil, evime gelen herkesin görüp 'aa ne güzel bu sen mi yaptın tü tü maşallah' dediği bir esere dönüşmüştü. Puzzle yapmaya devam ettikçe seçtiğim parçalar daha renkli olmaya başladı. Komik giyimli köpeklerden oluşan dev çerçeveler, bol şekerli cupcake'lerden oluşan iştah kabartıcı çerçeveler, pariste kalabalık bir sokağa ait çerçeveler... Her yapboza uygun renkte seçtiğim çerçevelerle bütün duvarlarımı doldurdum. Hatta ablamın uzun zaman önce aldığı fakat bi türlü yapamadığı için tekrar kutusuna koyduğu (trt'deki kıvırcık saçlı ressamın fırçasından çıkmış gibi gör... Devamı

19 01 2014

Kırık Ayakla Evde Oturabilmenin Yolları

Kırık Ayakla Evde Oturabilmenin Yolları |  görsel 1

Ayağınızı kırmanın en kötü yanı haftalarca evde oturmak zorunda kalmak olabilir. Bunu da keyifli atlatmanın yolları var. Bir kere kesinlikle odanıza kapanmayın; salon gibi evin ortak kullanım alanına yerleşin ki kendinizi yalnız hissetmeyin. Hem odasına hem salona deneme amaçlı 1er hafta süreyle yerleşen biri olarak söylüyorum, kalan 4 haftam kesinlikle salonda geçsin istedim. İlk birkaç gün vücudunuzun kalçadan aşağıda kalan herhangi bir yerini oynattığınızda kemiğinizi tekrar tekrar kırıyor gibi hissedebilirsiniz. Ayak kırmanın kalçaya kadar ne etkisi olacak canım demeyin. Kemik taze kırıldığından ayak bileği ve çevresinde şişlik meydana gelmiş oluyor. Ayağınıza normalden farklı bir ağırlık yani alçı takıldığı için dizinizi bile kıvıramıyorsunuz. Vücut hem acısını unutmaya hem normal davranmaya çalışırken ayak şiştikçe alçı içinde sıkışıp ağrımaya ve hareketsizlikten kalçanız tutulmaya başlıyor. Bir bacağınız yastıklarla yükseltilmiş olunca sağlam olan diğer bacak da kendini kırık zannedip aynı tutulma belirtileri gösteriyor. Oturmaktan uyuşan kalçanız her kalkmaya çalıştığınızda bacağınıza baskı yapıyor ki bu her pozisyon değiştirme denemenizde sil baştan yaşanan bir his.  Gözünüz azıcık kapanır gibi olduğunda hemen uyuyun derim. Uyumak için siz geceyi bekleseniz de uykunuz gece olunca gelmeyebiliyor. Zaten sürekli sırt üstü uyumak zorunda olduğunuzu düşününce gelecek olan uykunuz da kaçıyor. Uyku esnasında ayağını kımıldatmaya çalışıp acıyla uyanmalar da olabiliyor arada. Tatlı rüyalar görmeyi umarken ayağınızı kırdığınız anı tekrar tekrar görebiliyorsunuz. Bizim evde ofis sandalyelerinden vardı şöyle tekerlekli rahat olanlardan. ben her tuvalete gitme çabasına girdiğimde (koltuktan sandalyeye g... Devamı

18 01 2014

Işıl Işıl mı?

    Annemle babamın kafası çok değişik çalışıyor. Soyadı Işıl olan babam, aynı isimde birisiyle evlilikle sonuçlanan bir ilişkiye sahip olamayınca, her türlü değişik fikre dünden razı olan annemi ikna etmesine bile gerek olmadan ilk kızlarının yani benim adımı Işıl koyarak, adımla soyadımın aynı olmasını sağlamış. Düşünceleri, benimle bir kere tanışanın bir daha unutmamasıymış. Genetik harita dolayısıyla benim kara kuru bir şey olmam bile onları durdurmamış.  Zira bu kadar esmer kavruk birinin 'ışıl ışıl' olabilmesi tuhaf duruyor. Gerek kargo göndermek olsun, gerekse evime elektrik aboneliği açtırmak, yeni insanlarla tanışabileceğim bir dans kursunun kayıt bürosu da dahil 'adınız?' sorusuna verdiğim yanıt 'Işıl Işıl' olduktan sonra oluşan 3 saniyelik sessizlik hali hiç değişmedi. Karşımdaki insanda önce bir durgunluk oluşuyor, o esnada düşünüyor ben mi çok aptalım yoksa onu mu algısı zayıf zannederek adımı 2kere söyledim diye. Beyninde bu düşünceler bağırırken en altta kısık bir ses de oratad bir hata olmadığını çünkü soyadımla adımın aynı olmasının normal olduğunu söylüyor. Tabi kimse o kısık sese kulak asmıyor ve ağzından çıkan ilk sözcüğün 'efendim?' olmasına izin veriyor. Bir kelimeyi 2 kere söylediğim halde her ikisini de anlamamış gibi yapması bende gülümseme yaratıyor. Ve az sonra hem adımın hem soyadımın aynı olmasına duydukları keyif ve kıskançlık yüz ifadelerinde bibirine karışıyor. Karısını böyle bir yeniliğe nasıl ikna edeceğini düşünen adamlar ile kocasının soyadından memnun olmadığı için ikileme olmasa bile adaşlık durumu yaratabilmek adına kendi ismini çocuğuna koymak isteyenler... Kuaförüm bile devamlı müşterilerini 'oo başak hanımlar gelmiş' ya da '... Devamı